ISSN 1300 - 1973

Quick Search




GMO SHIPMAR: 24 (212)

Volume: 24  Issue: 212 - 2018

RESEARCH ARTICLE
1.Development of an Air Circulating Tank Installed in the Double Bottom of a Ship to Reduce Frictional Resistance
Yoshiho Ikeda
Pages 5 - 19
Hava Sirkülasyün Tankı {ACT), geminin cift dip kısmına münte edilen tankta biriken hava ile sürtünme direncini büyük ölcüde azaltan bir sistemdir. Sistemin mikro kabarcıklar kullanan hava yaglama sisteminden farkı, daimi hava beslemesini enjekte etmek icin ek enerjiye ihtiyaç duyulmamasıdır. Tank, geminin alt su akışının sürtünme kuvveti ile, tankta dolaşan havanın akışını oluşturarak hava kacışını en aza indirecek şekilde tasarlanmalıdır. Bu calışmada, ACT ile büyük bir sürtünme azaltma etkisi elde etmek icin çok geniş ve draftı küçük bir gemi seçilmiştir. Mevcut araştırma projesinde, ACT, 200m'lik bir geminin ölcekli modelinin çift dip tabanına kurulmuştur. CFD hesaplamalarında, ACT'de oluşan hava sirkülasyonunun özelliklerini ve hava ile su arasındaki sınırdaki oluşturulan dalgaların fiziksel özelliklerinin anlaşılması hedeflenmiştir. CFD sonuçlarına dayanarak bir ACT geliştirilmiştir ve gemiye etkiyen direncin ölçülebilmesi icin model deneyleri gercekleştirilmiştir. Sonuç olarak, ACT'nin ölcek etkisi CFD kullanılarak incelenmiştir.
Air Circulating Tank {ACT) is a system to drastically reduce the frictional resistance by air accumulated in the tank installed in a ship's double bottom. The difference of the system from the air lubrication system using micro bubbles is no need of additional energy for injecting continuous air supply. The tank must be designed to make the air-escape minimum by generating a circulating flow of the air in the tank by the frictional force of the bottom water flow of the ship. In the present study, a very wide and shallow-draft ship is selected to get a large drag reduction effect by the ACT. In the present research project, the ACT is installed in the double bottom of the scale model of a 200m ship. CFD calculations are carried out to understand the characteristics of the generated air-circulation in the ACT and the generated waves on the boundary between air and water. On the basis of the CFD results, an ACT has been developed, and model experiments to measure the resistance acting on the ship are carried out to know the effects. Finaly the scale effect of the ACT is investigated by using CFD.

2.Comparative Review of Collision Avoidance Systems in Maritime and Aviation
Hesham Abdushkour, Osman Turan, Evangelos Boulougouris, Rafet Emek Kurt
Pages 20 - 32
Bu çalışma, çarpışmadan kaçınma kapsamında havacılık ve denizcilik endüstrileri arasında bir karşılaştırma sunmaktadır. Böylece bu çalışmada, hem uçaklarda hem de gemilerde çarpışmadan kaçınma için düzenlemeler, operasyonel uygulamalar, teknikler ve prosedürler anlatılmaktadır. Havacılık endüstrisindeki güvenlik ve teknolojideki gelişmelerden faydalanılarak, gemilerde çarpışmadan kaçınmayı önlemek için daha iyi durum farkındalığı oluşturulması ve daha gelişmiş bir seyir takibi yapılabilmesi için havacılıktaki gelişmeler uygulanabilir. Genel olarak, sefer köprüsünde alınması gereken tüm kararlardan, Gemideki Görevli (Officer of the Watch, OOW) sorumludur. Sonuç olarak, bu durum muazzam miktarda veri analizi gerektirmektedir ve ayrıca; bu veri köprünün çeşitli lokasyonlarında bulunmaktadır. Yine de bu, OOW için, insan hatalarına ve durumsal farkındalık eksikliğine yol açabilecek bir iş yüküne neden olabilmektedir. Bu çalışma, havacılık endüstrisinden esinlenilerek, denizde çarpışma riskini azaltmak için güvenlikle ilgili en son geliştirmeleri ve teknolojileri benimsememize yardımcı olarak, denizcilik sektöründeki eksiklikleri ortaya koymaktadır.
This study provides a comparison between aviation and maritime industries in the context of collision avoidance. Thus, it focuses on the regulations, operational practices, techniques and procedures in both aeroplanes and ships for collision avoidance. Due to safety and technology advancements in the aviation industry, advancements in aviation to prevent collision avoidance can be implemented in ships, developing a better situational awareness and improved navigational watch. Generally, the Officer of the Watch (OOW) on board ships is responsible for all the decisions that need to be taken on the navigational bridge. Consequently, this requires an immense amount of data analysis; moreover, this data is located in various locations on the bridge. Yet this can cause a work overload for the OOW, potentially leading to human errors and lack of situational awareness. This study reveals the shortages in maritime industry, helping us to adopt new safety-related enhancements and technologies to reduce the risk of collision at sea, which is inspired by the aviationindustry.

3.A Trim Optimisation of an Eights Racing Shell using Towing Tank and Computational Fluid Dynamics Methods
Serkan Turkmen, Bekir Sener, Bugra Ugur Yazici, Mehmet Atlar
Pages 33 - 41
Uluslararası ve Olimpik kürek yarışmalarında kullanılan yüksek performanslı yarış teknelerinin uzunluğu ve genişliği yıllar içerisinde biraz değişmiş olsa da gövde formları büyük ölçüde aynı kalmıştır. Bu konudaki çalışmaların çoğunluğu kürek tekniğinin biyomekaniğini ve küreklerin sudaki etkinliğini araştırmıştır. Bununla birlikte tekne formuna ve tekne hızına bağlı olarak ağırlık dağılımı açısından optimal araştırma eksikliği vardır. Birçok kürek yarışı bir saniyeden daha az farkla kazanılmaktadir. Bu sebepten dolayi, bu çalışmada deneysel ve Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) yöntemlerini kullanarak bir sekiz tek yarış teknesinin 2000 m'lik yarışa en uygun trimini araştırmayı hedeflemiştir. Sayısal bir model üretilirek doğruluğunu değerlendirmek için model testlerle karşılaştırılmıştır. Model teknenin trim optimizasyonu ortalama bir yarış hızda gerçekleştirilmiş ve gerçek olan, kürek çekme hareketine bağlı değişen tekne hızları hariç tutulmuştur. Sonuçlar, referans ağırlık dağılımı ile (sıfır trim durumu) karşılaştırıldığında direncin azalmasını ortaya koymakla birlikte sporcuların aynı hızı korumak için yapması gereken çabadaki değişikliği de göstermektedir.
High performance racing shells for international and Olympic rowing competitions over the years have varied slightly in length and breadth but have largely remained a very similar hull shape. Majority of studies have explored the biomechanics of rowing technique and the effectiveness of the oars through the water. There is still a lack of research into the optimal shell form and operation condition in terms of weight distribution. Given that many rowing races are won by less than a second. Therefore, the aim of this paper is to use experimental and Computational Fluid Dynamics (CFD) methods to investigate the optimal trim for an eights racing shell over a 2000m race. A computational model is produced and compared with model tests to assess its accuracy. Trim optimization of the model shell was performed at an average speed and the varying velocities of realistic rowing motion were excluded. Comparing the results with the reference result (zero trim condition) reveals the reduction in resistance obtained and hence demonstrate the difference in the effort the crew would have to make to maintain the same speed.

4.A Study on FLNG and Iceberg Collision Modelling
Serdar Turgut Ince, Ankush Kumar, Jeom Kee Paik
Pages 42 - 52
Kutup bölgelerinde deniz seferlerilerinin artmasıyla bu bölgelerdeki buz dağları ile gemilerin çarpışma riski de artmaktadır. Bu nedenle, deniz yapılarına etki edecek dizayn yüklerini belirlemek için çarpışma hasarının doğru değerlendirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu çalışmada, buz mekaniğini etkileyen parametreleri içeren KOSORI buz modeli kullanılarak gemi - buzdağı çarpışma senaryolarının uygulamalarına odaklanılmıştır ve elde edilen sonuçlar rijit buz modeli ile kıyaslanmıştır. KOSORI ve rijit buz modelleri kullanılarak oluşturulan buzdağı modeli ile FLNG gemisinin çarpışma durumu incelenmiştir.
Marine operations increase in the arctic, therefore collision risk of ships with ice bergs in the regions is higher and so the accurate assessment of the collision damage has become a necessity to estimate loads for the design of ship structures. This paper focuses on applications of ship – iceberg collision scenarios by using the KOSORI ice model which takes into account ice mechanic in terms of influencing parameters and, comparing results with rigid ice model. A case of collision of an iceberg with FLNG structure is studied by using the KOSORI ice model as well as the rigid body model for iceberg.

LookUs & Online Makale